
ABD Başkanı Donald Trump’ın göçü sınırlandırma sözünü hayata geçirmek üzere giriştiği hamleler, sadece ülkede yasadışı olarak bulunan göçmenleri değil, vize alarak yasal yollardan gelenlerde de endişeye yol açıyor.
Massachusetts eyaletindeki Tufts Üniversitesi’nin Türk doktora öğrencisi Rümeysa Öztürk’ün, öğretim için verilen F-1 vizesinin iptal edilerek Amerikan göç ve gümrük muhafaza makamları tarafından sınır dışı edilmek üzere gözaltına alınması, uluslararası alanda yankı buldu.
Doktorasının son yılında bulunduğu belirtilen Fullbrigth burslu Öztürk’ün Salı günü iftara gitmek üzereyken gözaltına alındığı esnada çekilen görüntüler, hem uluslararası basında hem de sosyal medyada geniş bir şekilde yer aldı.
“Hamas’ı destekleyici faaliyet” suçlaması
ABD İç Güvenlik Bakanlığı Sözcüsü Tricia McLaughlin, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada ABD tarafından verilen vizelerin bir hak değil bir ayrıcalık olduğuna vurgu yaptı, Öztürk’ün “Amerikalıları öldürmekten zevk alan yabancı bir terör örgütü olan Hamas’ı destekleyici faaliyetlerde bulunduğunun tespit edildiğini” savundu.
Ancak sözcü, Öztürk’ün ABD ve AB tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılan Hamas’ı somut olarak hangi eylemleriyle desteklediğine açıklık getirmedi.

Türk öğrenci Rümeysa Öztürk, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ABD’li mevkidaşı Marco Rubio ile görüştüğü Washington ziyareti sırasında gözaltına alındı.Fotoğraf: Rod Lamkey/AP Photo/picture alliance
Türk doktora öğrencisinin Filistinlilere destek ve İsrail’in politikalarını eleştiren bir makalenin ortak yazarı olduğu, bu makalede Gazze’de yaşananların “soykırım” olarak nitelendirildiği, bu nedenle Amerikan makamları tarafından sınır dışı edilmek istendiği iddia ediliyor.
Akademi dünyasından Öztürk’ün sınır dışı edilmek istenmesine yönelik sert tepki ve itirazlar yükselirken bunun hem akademik özgürlüğün hem de düşünce ve ifade özgürlüğünün ihlali olduğu belirtiliyor.
İsrail hükümetinin Gazze politikalarına güçlü destek veren Trump yönetimi, göreve geldikten sonra ABD üniversitelerinde Filistinlileri destekleyen protesto gösterilerine katılan yabancı öğrenci ve akademisyenler üzerindeki baskıyı artırmıştı.
Erdoğan Trump Yönetimi’ni eleştirecek mi?
Bu arada Türk vatandaşı Öztürk, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ABD ziyareti sırasında gözaltına alındı.
Hamas’ı bir “direniş” ve “mücahitler grubu” olarak adlandıran, hatta Kuvay-ı Milliye’ye benzeten, İsrail Hükümeti’nin Gazze politikalarını sert dille eleştiren Erdoğan’ın, henüz konuyla ilgili bir açıklama yapmamış olması dikkat çekiyor.
Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği ise yaptığı açıklamada Rumeysa Öztürk’ün durumunun yakından takip edildiğini, ailesinin de düzenli olarak bilgilendirildiğini açıkladı. Açıklamada ABD Dışişleri Bakanlığı, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi ve diğer yetkili birimler nezdinde girişimde bulunulduğun belirtildi, “Vatandaşımızın haklarının korunması için gerekli konsolosluk hizmetlerinin ve hukuki desteğin sağlanması amacıyla her türlü çaba gösterilmektedir” denildi.
Silikon Vadisi’nde de tedirginlik hakim
Trump yönetiminin ülkedeki yabancılara yönelik artan baskısı sadece akademi dünyasında değil, nitelikli göçmenlere ihtiyaç duyan Silikon Vadisi’nde de endişeye yol açıyor.
Teknoloji ve inovasyonun kalbi Silikon Vadisi’nde çalışan yüksek vasıflı göçmenler, yeni ABD yönetiminin göçün sınırlandırılması hamleleri ve H-1B vize reformu nedeniyle tedirgin.
Silikon Vadisi’nde bir startup şirketinde çalışan ve isteği üzerine gerçek ismini paylaşmayacağımız Hindistan vatandaşı mühendis Kabir, DW’ye neden çok endişeli olduğunu anlattı.

Trump’ın göç ve vize süreçlerindeki reformları endişeye yol açıyor. Fotoğraf: picture-alliance/C. Ohde
Nitelikli işgücüne verilen H-1B vizesiyle ABD’de bulunan Kabir, işini kaybetmenin kendisi için büyük bir kabus olacağına vurgu yaparak, “Biz bu ülkeye yatırım yapıyoruz, katkı sunuyoruz ama buna rağmen çalışma vizesi almak hala bir mücadele gerektiriyor. Elimdeki vizeyle sadece 90 gün işsiz kalabiliyorum. Yani işimi kaybettiğim takdirde yeni bir iş bulmak için ancak 90 gün sürem var, ya hızlıca iş bulmamız ya da ülkeyi terk etmeniz gerekiyor. Üzerimizde hep bu baskı var” diyor.
Aslında Yeşil Kart (Green Card), göçmenlere daimi oturum izni, ABD’de süresiz çalışıp yaşama imkanı tanıyor. Ama Kabir, göç idaresinde ondan önce başvuru yapmış yaklaşık bir milyon başvuru olduğunu, kendisine yaklaşık 108 yıl beklemesi gerekeceğinin söylendiğini aktarıyor.
Belirsizlik gelecek endişesini artırıyor
Diğer birçok H-1B vizesi sahibi gibi Kabir’in de ABD’deki geleceği belirsiz.
1990’da vasıflı yabancı iş gücü için geliştirilen H-1B vize programı, işgücü piyasasındaki boşlukları doldurmak için tasarlanmıştı.
Ancak uzmanlara göre, program amaçlandığı gibi çalışmıyor. Washington’daki Howard Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Ron Hira’ya göre program işverenler tarafından ABD işgücü piyasasındaki yerli çalışanları daha ucuza, daha dezavantajlı koşullarda çalışan yabancı iş gücü ile ikame etmek için kötüye kullanılıyor.
Çünkü H-1B çalışanları geçici oldukları ve ülkedeki gelecekleri de işverenlerine bağlı olduğu için ABD’li çalışanlarla aynı haklara sahip değiller.
“Patronlarına ‘hayır’ deme olasılıkları daha düşük çünkü işlerini kaybetmek, vizelerini kaybetmek anlamına geliyor” bilgisini paylaşan Ron Hira, bunun da göçmen çalışanları oldukça savunmasız hale getirdiğine dikkat çekiyor.
Silikon Vadisi’nin “karanlık sırrı”
Teknoloji devleri Yeşil Kart sahibi çalışanlar yerine H-1B vizesi sahiplerini tercih ediyor.
Silikon Vadisi’ndeki Vionix Biosciences’ın CEO’su Vivek Wadhwa, bunu bir “yasal açık” ve Silikon Vadisi’nin “karanlık sırrı” olarak adlandırıyor.

Göç karşıtı ABD Başkanı Donald Trump’ın yanından ayrılmayan Elon Musk’ın kendisi de göçmen. Fotoğraf: Roberto Schmidt/AFP/Getty Images
Wadhwa, “Büyük bir teknoloji şirketi yönetiyorsanız, kolayca işten ayrılamayacak, daha düşük maaşlı çalışanları tercih edersiniz. Bu ekonomik gerekçelerle yapılan bir tercih” diyor.
Oysa Silikon Vadisi’ndeki en kilit aktörlerin kendileri göçmen. Örneğin Google’ın Sundar Pichai’si ve Microsoft’un Satya Nadella’sı Hint kökenli. Nvidia’yı kuran Jensen Huang Tayvan’dan ABD’ye gelmiş bir göçmen. Video konferans şirketi Zoom’un kurucusu ve CEO’su Eric Yuan da Çin’den.
Ve tabii ki, Donald Trump’ın yanından ayrılmayan, SpaceX ve Tesla’nın sahibi, Güney Afrikalı milyarder Elon Musk da bir göçmen.
Teknolojile devleri Trump’ı H1-B için mi destekledi?
H-1B vize programından en çok büyük teknoloji şirketleri yararlanıyor. Silikon Vadisi’nin en güçlü yöneticilerinin Trump’a yakınlaşması ve ikinci başkanlık kampanyasını finansal olarak desteklemelerinin gerisinde de bunun yattığı belirtiliyor.
Silikon Vadisi Merkez Ticaret Odası CEO’su Harbir Kaur Bhatia, teknoloji endüstrisi liderlerinin Trump’ın H-1B konusundaki politikalarını ve kararlarını etkileyeceğinden emin.
Zaten ilk başkanlık döneminden ”Amerikan Malı Al, Amerikalıları İşe Al” sloganını kullanan Trump da H-1B tutumunu yumuşatmış görünüyor.
Harbi Kaur Bhatia da aynı görüşte hatta Trump’ın vasıflı göçe destek açıklamış olduğuna dikkat çekiyor.
Yetenekli göçmenler ABD’den ayrılır mı?
Trump Yönetimi’nin vize politikalarındaki olası değişim özellikle Hindistan vatandaşı göçmenler için önemli. Tüm H-1B vizesi sahiplerinin yüzde 70’inden fazlasını onlar oluşturuyor. Ama aynı zamanda bu vize türünün kendileri için oluşturduğu zorluklarla da boğuşmak zorunda kalıyorlar. Üstelik Amerikalıların işlerini ellerinden almak, ücretleri düşürmekle suçlanıyor, nefret söylemleri ve saldırılarına hedef oluyorlar.
Ron Hira ise H-1B vize programının sürmesinde Hindistan’ın da büyük çıkarı olduğuna işaret ediyor. Çünkü ABD’de çalışanlar ülkelerine büyük miktarlarda para gönderiyor, ayrıca Hint bilişim şirketleri de dış kaynak kullanımında H-1B vizelerinden yararlanıyor.
“Bunlar Hindistan için büyük bir gelir kaynağı sağlıyor” diyen Hira, Hint şirketlerinin kârlarını azaltacak bir reforma karşı çıktıklarını söylüyor.
Ama çalışma koşulları ve belirsizlikten korkan birçok vasıflı göçmen, yine de ülkesine dönerek kendi şirketlerini kurmayı tercih ediyor.
Vionix Biosciences’ın CEO’su Vivek Wadhwa, gelecek beş ya da on yılda Hindistan’da birden fazla Silikon Vadisi’nin gelişeceği öngörüsünü paylaşıyor.
Wadhwa, Trump yönetiminin vasıflı yabancı işçiler için hayatı zorlaştırmasının ABD için sonuçlar doğuracağını “Bu göç tartışmaları Amerika’nın yüzünde patlayacak” sözleriyle ifade ederek, yetenekli göçmenlerin yenilikçi girişim ve buluşlarını başka ülkelere götüreceklerini söylüyor.
Kaynak: DW
Bir yanıt bırakın